Hürriyet

23 Ekim 2013 Çarşamba

İnanç Üzerine

''İnanmadığın bir şeyi eleştiremezsin.'' diye de bir şey varmış a dostlar. Şaka bir yana, ben bir Müslüman'ım ama böyle tek dayanağı ''yüce ve kusursuz'' yaratıcı Allah olan fikirler yüzünden, iyice soğudum gerçekten bu dinden. Dinde -bence- sorun yok, inancım beni bağlar ama gerçekten çağ dışı yorumların bir çoğu, İslamiyet'i savunan insanlar tarafından yapılıyor maalesef. Geniş düşünmeye çalışın biraz ya, zor mu geliyor düşünmek? belki de bunun sebebi şu fikir iyice yerleştirildiği içindir, bilinçaltlarına: ''her şey kitapta yazıyor''. evet, buradan hareketle başlıyor zaten birçok yobazlık, cevap yazdığım mesaj da dahil olmak üzere. Tamam, kitabı gene oku, kendince iyiye yormaya çalış ama okumayanı, okuyup da inanmayanı, ''bence şöyle'' diyeni de -bir zahmet- hoş karşıla. Bugün körü körüne savunuyorsun, belki yarın sen de ''bir dakika lan.'' deyip fikrini değiştireceksin. Sonuçta bu da bir olasılık. Her türlü fikir, insan kaynaklıdır ve ucu bir şekilde insana değer. Bu yüzden dikkat edin, ucu bir gün -ters bir şekilde- size değmesin.''

Bu cevabı, aşağıdaki fotoğrafa ve yazıya bakıp da ''Sen Allah'a inanıyor musun, inanmıyor musun? Eğer inanıyorsan, O'nun kudretini ve seni cehennemde sonsuza kadar yakacağını biliyorsundur. Göz göre göre bu hatayı neden yapıyorsun? Eğer inanmıyorsan, inanmadığın bir şeyi nasıl bu kadar eleştirebiliyorsun? Bu mantıklı bir şey mi? Bence bu tamamen saçmalık. Göz göre göre neden bu mantık hatasına düşüyorsun?'' diyen bir arkadaşıma ithafen yazmıştım. Burada paylaşmayı uygun gördüm.


İyi günler.

21 Ekim 2013 Pazartesi

18 Ekim 2013 Cuma

Çirkin Olmak

Böyle bir çirkinliğin, başka bir açıklaması olamaz.

(Monteyi de iyi yapmışım ha.)

14 Ekim 2013 Pazartesi

Yol.

eşek niyetine binsek de kıyamıyoruz gene.
sanata bile soyundurduk.

İşte aradığım mizah.

Allah aşkına bırakın artık şu bayramlı başlıkları.

30 Eylül 2013 Pazartesi

Demokratikleşme Paketi, Seçim Barajı

Merhabalar. Bildiğiniz gibi Başbakan paketi az önce açıkladı. Direkt konuya girip, baraj yorumumu sunacağım:

3 farklı seçeneğin olduğunu açıkladı Başbakan:

1) %10 Barajın Aynen Kalması

Bu durum her şartta hükümete yarıyor. Bu barajın da etkisiyle %50 oy almış bir partinin, bunu desteklememesi  garip olurdu zaten.

2) Barajın %5'e Düşmesi ve Daraltılmış Bölge Sistemi'ne Geçilmesi

Daraltılmış bölge sistemi de, anketlerde görüldüğü üzere, gene her türlü daha yoğun oy alan partiye, yani iktidara yarıyor. Bu da iktidarın menfaatleri doğrultusunda.

3) Barajın Kaldırılması ve Daraltılmış Bölge Sistemi'ne Geçilmesi

3. seçenek, diğer iki seçeneğe göre nispeten daha kabul edilebilir bir durumda. Bu durumda iktidarın ve diğer partilerin oy oranları birbirine göre nasıl olur bilmiyorum, anketlere göre göreceğiz ama yukarıda dediğim gibi, bölgeleri daraltmak, her şartta en çok oy alana, yani iktidara yarıyor.

Bu arada, bölgeleri daraltmak, ikincinin her şeyini elinden almaktır. En çok oy alan her şeyi alır, ikinci olan %49.9 oy bile alsa, hiçbir şey alamaz. Bu oy oranı hiçbir şeye etki etmez.

Peki niye bölge oldu? Cevabı belli: İşin içinden çıkmak, kenarı çekilmek. Peki niye?

Yıllardır diyoruz, ''Seçim barajı anti-demokrat bir uygulamadır.'' diye. Özellikle son dönemde, Gezi Direnişi'nin de etkisiyle, bu söylemler her an be her yerde söylenir oldu. Apolitik gençliğin yanlış bildiği üzere, muhalefet de bunu devamlı dile getirdi. İşte ikinci sorunun cevabı burada.

Yarın bir gün iktidara ''Bu mu demokratik, baraj hala orada.'' gibi bir eleştiri yapıldığı zaman, lafta kaldırılmasını istedikleri baraj için ''Cehape istemedi kaldırmayı. Biz seçeneği sunduk, onlar hayır dedi.'' diyecek ve ihale gene muhalefete kalacak.

Peki CHP'nin istediği ve iktidarın sunduğu ne?

Bir kere CHP, barajın tamamen kaldırılmasını istiyor; bölgeleri daraltarak iktidarın oyunu arttırma şartıyla kaldırılmasını veya %5'e indirilmesini değil. Olması gereken de bu zaten. Hatta şahsi fikrim, üst sınır niteliğinde bir barajın da olması. (bkz: Almanya)

Yani, her parti için, her aday eşit şartlarda bir seçim yapmak, B
irinci olanın dışındakilerin de emeğinin karşılığını genele vurunca alındığı,
çoğulcu demokrasinin gereklerini yerine getirmek,
Her türlü azınlığın temsilini direkt olarak sağlamak varken;

Niye kendi menfaatlerinde şartlar sunar ki bir iktidar?

Evet, sıcağı sıcağına yazdığım için, yazımda eksiklerim olacaktır. Ama ortada büyük bir sorun var. Bunu çözmüş gibi göstermek ve hatta çözülmemesini rakibine bağlamak gibi bir niyet seziyorum. Daha önceki her hamleleri bu yönde oldu iktidarın. Başbakan her söyleminde, muhalefeti suçladı. İşine gelmeyen her yanlış, muhalefet tarafından yapılmıştı onun için.

Neyse, bu konuda daha çok yazıp çizeceğiz.
Şimdilik iyi günler.


Devletin polisinin müdahale etmediği uyuşturucu çeteleri tarafından katledilen Hasan Ferit Yoldaş. 
Allah rahmet eylesin.
Cennette rahat uyu.




29 Eylül 2013 Pazar

Ustalara Saygı Kuşağı

yarın son.
;-(

D&R.com

Çoğu şeyi bulabilmek güzel ama, siparişler çoğu zaman çok çok geç geliyor. Tamam, şartları, 30 gün kuralını biliyorum ama buna sığınıp da 19 gün bekletmek hiç hoş değil.

iyi günler. 

20 Eylül 2013 Cuma

Aah Ah.

 

insan bunu dinleyince yağmur istiyor, güneşin bağrındayken bile. aklıma çocukluğum, eski evimiz geliyor. 

asla yemek yemezdim. su yerine ayran içer, yemek yerine yoğurt yerdim. yerde otururdum yemek yerken, masayı sevmezdim. ah annem de yere oturmaz mıydı yanıma? bak bir daha sevdim şimdi annemi. o üstüne oturduğumuz halıları bile özlüyorum lan. 

neyse, hadi iyi günler. 

Bizde Böyle.




kendisi 3. stop lambam olmaktadır.
nasıl, güzel olmuş değil mi?


neyse, güzel günler.  

5 Ağustos 2013 Pazartesi

5 Ağustos 2013

Bu tarihi yazın bir kenara. Çok fena gelişmelere gebe artık bu ülke.

13 Mart 2013 Çarşamba

Hard Candy (Sübyancıya Ölüüüm!)

   İzleyin bunu. Hikayenin ilerleyişi falan fena değil. Ortalara doğru olağanlaşır gibi oluyor ama ters köşelere doyamıyoruz daha sonra. Diyaloglar, olaylar rahatsız ediyor insanı. İçine çekiyor yani izleyiciyi. Sonu da çok çarpıcı.

   Ben dublajlı izledim, fena değildi. Size kalmış burası.